Roımanlar

osmanbalcigil-01 2.jpg
D Ö N E M   R O M A N L A R I 

 

Avuçlarımda Hâlâ Sıcaklığın Var

“Avuçlarımda Hâlâ Sıcaklığın Var” 68 Kuşağı’nın verdiği büyük

mücadeleye ve yaşadığı drama, tarihi gerçeklerden

taviz vermeden yaklaşıyor.

Üstelik bu önemli “iş”i okuyucusuna, bir “aşk ve macera romanı” formunda ulaştırıyor.

“Avuçlarımda Hâlâ Sıcaklığın Var” 68 Kuşağı’nın büyük mücadelesini ve dramı üzerine kurulu. Ayrıca, söz konusu kuşağın hangi kuşaklar zincirinin nasıl bir halkası olduğuna dikkat çekiliyor. En önemlisiyse, Türkiye’nin bugününe damgasını vuran siyasal düzenin, daha o yıllardan, kimler eliyle ve nasıl oluşturulduğu gözler önüne seriliyor.

68’den 71’e kadar yaşanan büyük alt üst oluşu kuyumcu titizliğiyle, tarihi gerçeklerden taviz vermeden işleyen Balcıgil, dönemi hatırlayan ya da içinde yaşamış olanların anılarını tazeliyor. Daha genç kuşaklar içinse, hazine niteliğinde bir başvuru kaynağı sunuyor.

AYRINTILAR İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ.

SATIN AL

 

En Hüzünlü Eylül

Kadim kentin destansı tarihinde, 6/7 Eylül 1955’te 

yaşanan büyük yıkım kuşkusuz çok özel bir yer tutar.

Acısı hep sürecek bu büyük altüst oluş,

toplumsal olduğu kadar bireysel anlamda da derin kırılmalara yol açmıştır. 

Tıpkı Suzan ve Yorgo’nun aşkında olduğu gibi.

Roman “Söyledim ve ruhumu kurtardım!” diye başlıyor.

Çünkü, hepinizin merak ettiği önemli nedenleri var, bu lafı ettiren.

EN HÜZÜNLÜ EYLÜL büyük bir aşkın olduğu kadar,

büyük bir hesaplaşmanın da romanı.

SATIN AL

 
Ters Kanatlı Şahin
İkinci Dünya Savaşı’nda Yahudiler, Ermeniler,
milliyetçiler, komünistler, şeriatçılar ne yaptı?
Her köşesinde karışık adamların cirit attığı,adım başı suikast girişiminde bulunulan, savaşın korkutucu soluğunu ensesinde hisseden Türkiye...
Diplomat, sığınmacı, aydın, bilimadamı,casus, işadamı ve politikacılarla ustaca dans eden casusluk örgütü: 
TERS KANATLI ŞAHİN

SATIN AL

 

 

 

Putlar Yıkılırken

İnsanlığın bütün hallerine dair” büyük bir roman:

Tarihin en büyük “put yıkıcı”larından Nâzım Hikmet, kendisiyle yüzleşirken aslında epey mahcup!

İkinci Dünya Savaşı'nın acımasızlığı; düşüncesi, sözü ve eylemi olanları alabildiğine ezecektir.

Özellikle Nâzım ve peşi sıra savrulan iki güzel çocuğu. ve öğrencileri 

SATIN AL
 

B İ Y O G R A F İ K   R O M A N L A R 

 

Ela Gözlü Pars CELİLE
Osmanlı'nın en güzel kadınlarındandı. Saray ressamı Fausto Zonaro'nun rahleyi tedrisinden geçti. Paris ve Roma'da eğitim gördü. Adını resim sanatına altın harflerle yazdırdı. Padişah hafiyeleriyle, Balkan çetecileriyle, İttihat ve Terakkicilerle boğuştu... Korku nedir hiç bilmedi! Gönlünü kendinden dört yaş küçük olan Yahya Kemal'e kaptırdığında evliydi, iki çocuğu vardı. "Ela gözlü pars" diye şiirler yazdı ünlü şair onun için. Güzel kadın, hayatında ilk kez bulutların üzerinde uçtuğunu düşündü. Aşkı uğruna eşini, evini terk etti! Maalesef, onu taşıyabilecek büyüklükte bir yüreğe sahip değildi şair. Onu yarı yolda bıraktı, sıvışıp kaçtı. Çok üzüldü, kahroldu ama yıkılmadı ela gözlü pars. Aynı çocuk iki kere doğurulabilir mi? Doğurdu Celile! Oğlu Nâzım Hikmet yirmi sekiz yıllık hapis cezasının on ikinci yılında ölüm orucuna başlayınca, bir panter gibi ileri atıldı ve büyük şairi, ölümün kıyısından çekip aldı.

SATIN AL

 

Yeşil Mürekkep SABAHATTİN ALİ

Sabahattin Ali, Bulgaristan'a kaçmasını sağlayacak kişinin istihbarat ajanı olduğunun farkına varamadı. Kendisini, adı ölüm olan o dipsiz kuyuya bıraktı.
"Kuyucaklı Yusuf", "İçimizdeki Şeytan", "Kürk Mantolu Madonna", bir dolu öykü ve çoğu şarkı olacak şiirler yazamayacaktı artık. Devlet eliyle öldürülecek, "Ankara" isimli yeni romanı da yarım kalacaktı. Başkentte devletin acımasız çarklarının nasıl döndüğünü, siyasilerin ve bürokratların kirli ellerinin nerelere uzanabildiğini yazacaktı mümkün olsa .Yazamadı.
Başına indirilen bir odun parçasıyla, kanlar içinde yığıldı yere. Yeşil mürekkepli dolmakalemi düştü cebinden. Çantasından, yeni romanının sayfaları savruldu etrafa. Yazıları yetim kalmıştı. Biricik kızı Filiz de öyle. Gözleri bir daha açılmamak üzere kapanırken, cüzdanında güzel Aliye'nin fotoğrafları da ağlıyordu.

SATIN AL

İpek Sabahlık SUAT DERVİŞ

Derviş, hayata ağzında altın kaşıkla merhaba dedi.

Son nefesini yoksulluk içinde verirken, üzerinde saraylı annesinin hediyesi ipek sabahlık örtülüydü.

Ülkesi için en iyiyi isteyen aydınların gördüğü eziyetten nasibini fazlasıyla aldı.

Bu yolda, doğurmak üzere olduğu oğlunu kaybetti.

Onlarca kez sinemaya ve sahneye uyarlanan FOSFORLU CEVRİYE isimli romanında, “hayatının aşkı”nı betimledi.

Bu eseriyle sadece kendi ülkesinde değil, pek çok ülkede de gönülleri fethetti.

Almanya’da Suzet Doli ismiyle Almanların, Fransa’da Suat Derwish adıyla Fransızların kalbini çaldı.

Yaşadığı dönemin kuşkusuz en iyi gazetecisi ve en çok okunan romancısı olan Suat Derviş’in soluk kesen dramını, İPEK SABAHLIK’ta sevinerek, gıpta ederek, şaşırarak, acı çekerek okuyacaksınız.

SATIN AL

 

Nefesi Tutku Olan Kadın AFİFE JALE

ilk Müslüman kadın oyuncusuydu Afife Jale. Babasından Şeyhülislam’a, Dahiliye Nazırı’ndan Şehremini’ne kadar kimler uğraşmadı ki onunla, yılmadı.

Teyzesinin oğlu çok âşıktı güzel kıza. O da seviyordu dünya yakışıklısı delikanlıyı. Aralarına önce sahne, sonra Afife’nin “beyninde taşıdığı hançer” girdi.

“Bir Bahar Akşamı” ikinci aşkı Selahattin’e (Pınar) rastladı Afife. Büyük bir aşkla sarıldı ünlü sanatçı güzel Afife’ye.

Paşa dedesinin de tutkusu olan tiyatroya beşikten mezara ve ölümüne bağlı kaldı Afife. Son nefesini Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde verirken, “gözlere yıldız tozu serpmeyi” sürdürüyordu kuşkusuz.

tıklayın. Çok kolay.

SATIN AL

 
 

T A R İ H İ  E Z O T E R İ K   R O M A N L A R 
 
Bilginin Efendisi​

Tapınak Şövalyeleri hiçbir sırlarını "gizli kütüphane" kadar derinde saklamadılar.

Çünkü içinde İbn Arabî'nin kayıp el yazmaları da bulunan ve Nostradamus gibi pek çok bilim adamının yetişmesini sağlayan bu kütüphaneden daha değerli bir şeyleri yoktu. Kadavra kadar itaatkâr Cizvit rahipleri, Büyük Âlim'in Şövalye Whitfeld'e emanet ettiği sırra ulaşabilecek mi?

Bir çift tılsımlı gömlekle korunan "gizli kütüphane"nin son efendisi kim olacak?

Bilginin Efendisi'ni okurken, "bilim" ve "mistisizm" kavramlarına farklı bir gözle bakmaya başlayacaksınız.

Şam'dan Northumbria'ya, Üsküdar'dan Cambridge'e uzanan bu soluk kesici serüveni okuduktan sonra "doğu" ve "batı" sizin için eskisinden farklı anlamlar ifade edecek.

SATIN AL

 
Dante'nin İstanbul Cehennemi​

Cehennem'in en sıcak yerine kim gidecek? Tabii ki ahlaki kriz esnasında tarafsız kalanlar! İtalyan kökenli Pisani ailesinin genç oğlu Duran, İlahi Komedya'yı İstanbul dekorunda oynamaya neden karar verdi?

Koyu bir Katolik olan Bayan Pisani ile gizemci Bay Pisani, oğullarının İstanbul Cehennemi'ne doğru çıktığı yolculuktan nasıl etkilenecekler?

Karanlık İstanbul'un esrarengiz kralı Erdoğan Bey ile Fransız düşünür Michel Faucoult ve İspanyol ressam Salvador Dali'yi hangi "hassas çizgi" birleştiriyor?

Karargâhı Süleymaniye'de bulunan mistik bir tarikatın üyesi olan yönetmen Cebrail'in, akıllara durgunluk veren planı sonuç verecek mi? Dante'nin büyük aşkı Beatrice'i canlandıran dünyalar güzeli Gizem herkesten neyi gizliyor?

İlahi Komedya'nın en önemli karakterlerden biri olan Charon'u sahneye taşıyacak sürpriz oyuncu kim ve "aklını kontrol altında tutarken iradesini nasıl askıya alabiliyor?" 

SATIN AL

 
Mason Locasında Aşk ve Kılıç​

Kadınların kabul edilmediği bir mason locası, iki genç, yeni kardeş: AZEM ile SEDAT... Herkesin gözü onların üzerinde! Yüzlerce yıldır “usulüne uygun” davranarak var olmayı başaran masonlar, Aşk’a dair bu krizi atlatabilecekler mi? Hindistan’ın sembolü Tac Mahal’i inşa ettiren Şah Cihan için, 400 yıl önce yapılmış “SİHİRLİ KILIÇ” kimin olacak? İranlı mirasçılarla Türk masonlar arasında gerçekleşecek büyük savaşı kim kazanacak? Cemaleddin Afgani İngiliz ajanı mıydı yoksa Ruslar için mi çalıştı? Müslüman mıydı yoksa Zerdüşti mi? Neden, kimsenin kendisini sevmediğini düşünerek öldü? Bir mason üstadı olan CEMALEDDİN AFGANİ’nin AŞK’ta, KILIÇ’ta ve ÂZEM’de gizli, soluk kesen serüveni! Olayların göbeğinde yaşayan bir Üstad-ı Muhterem ile masonların bir numarası Büyük Üstat’ın gücü, “usulüne uygun olmayan” bir Aşk ve Kılıç’la gerçekleşecek büyük savaşı kazanmaya yeterli olacak mı?

SATIN AL

 
Pisagor Tepkisi​

Pisagor Cemiyeti'nin üyesi iki papaz ve bir kızın Taksim'de başlayıp Fener Patrikanesi'nde devam eden, Athos Yarımadası'na, Sofya'ya, Londra'ya ulaşan büyük eylemleri, Müslümanlık vurgusuyla iktidar olan Türk Hükümeti'ni ve dünyanın her yerindeki bağnaz Hıristiyanları çok kızdıracak.

Pavlus, Apollonius, Pisagor gibi dünyanın en ünlü din ve felsefe adamlarının adlarının sıkça geçeceği, Hazreti İsa'nın "sahte peygamber" olup olmadığının tartışılacağı, Gezi Direnişi'nin soluk soluğa mücadelesiyle içiçe, muhteşem bir serüven!

SATIN AL

Zerdüşt'ün Sırrı​

Krallar Kralı’nın Yunan’a karşı gireceği savaşı kazanamaması halinde dinlerinin tehlikeye düşeceğini öngören Zerdüşti bilgeler, geniş Pers topraklarında gözden ırak üç ayrı nokta ve reisleri özel olarak yetiştirilmiş dört klan seçtiler. Yola çıkacak üç klandan hiç olmazsa biri, geleneklerin ve özellikle inek derisi üzerine altın harflerle yazılmış kutsal kitap Avesta’nın muhafızı olmayı başarabilecek miydi? Kürtlerin aynı coğrafyanın unsurları olan Türk, Pers, Arap gibi Müslüman; Süryani, Keldani, Ermeni gibi Hıristiyan toplumlardan ayrışması gerektiğini düşünen PKK teorisyeni Hoca, eline “kaza eseri” geçen fırsatı kullanabilecek mi? Silahların gölgesinde başlayıp, Irak’taki Kandil ve İran’daki Kozareş gibi PKK kamplarına hatta Londra, Paris gibi önemli başkentlere uzanacak büyük mücadelenin galibi kim olacak?

SATIN AL

53. Risale

53. Risale kim tarafından, neden kaleme alındı? Nasıl sırra kadem bastı? Dünyanın bütün seçkin kütüphanelerinde bulunabilen, yazıldıkları dönem için her biri hazine değeri taşıyan 52 adet İhvan-ı Safa (Arınmış Kardeşler) risalesinin, bir de 53'üncüsünün olduğunu, bugüne kadar hiç kimse bilmiyordu! Tek kopya olarak kaleme alınan 53. Risale'nin ortaya çıkması için, acaba hangi koşulların olgunlaşması gerekti? Arınmış Kardeşler, Dünya'nın yuvarlak olduğunu ve döndüğünü, Güneş'in evrenin merkezinde olduğunu Copernicus ve Galileo'dan 500, evrim teorisini Darwin'den, atomun parçalanabileceğini Dalton'dan ve bu esnada ortaya çok büyük bir enerji çıkacağını Hahn'dan 1000 yıl önce Biliyorlardı! 9. Yüzyılda Faaliyete Geçen Gizli Fikir Kulübü İhvan-ı Safa Başka Neler Biliyor Olabilir? Kalbinizi ve beyninizi, yerin dokuz kat dibine, Hazreti İdris'in gizli tapınağına doğru gerçekleşecek büyük maceraya hazırlayın.

SATIN AL

TAKİP 

  • Instagram
  • Facebook Social Icon
  • Twitter Social Icon
  • YouTube Social  Icon

© 2023 by Samanta Jones. Proudly created with Wix.com