İSTANBUL BELEDİYE BAŞKANI SAYIN EKREM İMAMOĞLU'NA AÇIK MEKTUP

Sayın Başkan,


Özellikle de okur yazar olan kesime çok ağır gelen bir dönemi geride bırakmak üzereyiz, diye seviniyordum ki, bu kez de İstanbul Belediyesi’nin “yasakçılığıyla” yüz yüze geldim.


Biraz başa sararsam daha iyi anlaşılacak. Yıllarca gazetecilik ve televizyonculuk yaptıktan sonra, yolumu romancılığa çevirdim. Çok okunan (satan) onlarca romana imza attım.


Kitaplar yazılır, basılır ve malumunuz sıra tanıtıma gelir. Bir tanıtım mecrası da İstanbul Belediyesi’nin metrolarıdır, görseller hazırlanır, belediyeye başvurulur.


Kitaplarımla ilgili olarak yayınevim Destek bunu on yılı aşkın bir süredir yapıyor. Şimdiye kadar hiç sorun çıkmamıştı. Kitabın ismi (MELEK TERÖRİST FAHİŞE) nedeniyle bu kez belediyeniz tarafından reddedildi.


Önce neden olarak, içinde TERÖRİST kelimesinin geçiyor olması gösterildi. Sonradan bu gerekçe revize edildi ve FAHİŞE kelimesinin de sakıncalı bulunduğu söylendi.


Sayın Başkan, “terörist” ve “fahişe” tıpkı öteki kelimeler gibi bir kelimedir. Sözlükte yerleri vardır ve birer anlam ifade eder. Bütün öteki dillerde de karşılıkları vardır. Her kelime gibi akılda bir çağrışıma yol açarlar.


Bazı kelimeler en baştan negatif, yani olumsuz anlam ifade ederler. Terörist onlardan biridir. Bu nedenle hiçbir terörist kendisine “teröristim” demez. Halk savaşçısı, gerilla ve benzeri tanımları kullanmayı tercih eder.


Demek istediğim, terörist lafı bir yerde geçiyorsa, katiyen olumlu olarak geçmez. Doğası gereği olumsuzdur.


Fahişe ise fuhuş’tan türemiştir. Bir mesleğin adıdır. Dünyanın her yerinde, fahişe’ye fahişe derler.


Söylediğim nedenlerle, İstanbul Belediyesi’nin bu iki kelimeyi “sakıncalı” bulunmuş olmasına akıl, sır erdirebilmiş değilim.


Benim bildiğim, suçu, suçluyu övme ihtimali olan kelimelere o da çok zorlayarak belki kuşkuyla yaklaşılabilir ama içinde yergi ifadesi saklı (eskiler “mündemiç” derlerdi) olan kelimelerde, arkadaşlarınız acaba nasıl bir sakınca görmüş olabilirler?


Eminim bilmiyorsunuzdur. Nereden bileceksiniz? Doksan bin çalışanı olan bir kurumu yönetiyorsunuz. Ben de zaten bilin diye yazıyorum.


Hani derler ya “Bir çuval inciri berbat etti” diye, bazen kurumlarda bir aklı evvel çıkar, bir çuval inciri berbat eder.


Sayın Başkan,


Şahsınızın önüne gelmiş olsa kuşkusuz onay vereceğiniz kitabıma dair afiş, kurumunuzun çalışanlarından veya belediyeye hizmet veren şirketlerde çalışan birisi ya da birileri tarafından reddedilmiş bulunuyor.


Sizden ricam, benim yazdığım kitap olduğu için değil, “kelimelere yasak koyma zihniyeti sakıncalı olduğu için” ilgili çalışanları uyarmanız.


Biz, bu toplumun okur yazar kesimi, geçtiğimiz dönemi hiç iyi hatırlamayacağız. Tersine, ömrümüz oldukça lanet okuyacak, gelecek kuşaklara “ders olsun diye” bıkmadan, usanmadan özellikle de yasakçılıklarını anlatacağız.


Bunu kendi adıma bir sorumluluk olarak görüyorum.


Sayın Başkan,


Sizden ricam, bu duygu ve düşüncelerimizde yalnız olmadığımızı bize göstermeniz.


Bugün yirmi milyona nüfusuyla dünyanın en büyük kentlerinden İstanbul’u yönetmekte, belki yarın koca Türkiye’yi yönetecek olan sizin gibi bence önemli bir insanın ağzından “Bu yapılan yanlıştır!” sözcüğünü duymak, bana soracak olursanız hayati önem taşıyor.


Kitabıma dair afişin İstanbul Metrosu’na asılmasını, satışı artırsın diye değil, “yasakçı zihniyete dur demek” adına çok önemsediğimi burada bir kez daha vurgulamak istiyorum.


Ancak böyle olursa, geleceğe dair biraz olsun umutlanabilirim.


Yazdıklarımı bir iç dökme, yurttaş dertleşmesi olarak değerlendirirseniz sevinirim.


Lütfen kendinize çok iyi bakın.


Saygı ve sevgilerimle.


Osman Balcıgil


1 Haziran 2022






62 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör